Ankara…

‘Tercüme-i hal’, hal ve hayatımı anlatmaya yani biyografimde bahsetmeye yetecek kadar iki şehirde yaşadım: Doğduğum şehir ve Ankara. Doğduğum şehir kaderimdi, ilk-orta okulu ve liseyi okuduğum şehirdi aynı zamanda. Başka şehirlerde yaşamayı istedim aynı zamanda. Roma, Tokyo, Londra, Venedik, Budapeşte, Kudüs ya da tarihi ve kültürel zenginlikleriyle bilinen onlarca şehirlerden bir başkasında. Ama işte çeyrek asırlık ömrümün 10 yılını bir tesadüf Ankara’da geçti. Orada üniversiteli oldum, okul hayatımın oranın yollarında otobüs sıralarında beklemekle geçti, orada üşüdüm, ayazında yürüdüm, orada arkadaşlıklar dostluklar edindim, hayat okulunun tozlu merdivenlerini orada çıktım birer birer. İlk defa orada kendime ait bir evim oldu, orada aşık oldum, orada evlendim. Müzelerinde hayal kurdum, metrosunda otobüsünde uyukladım. Orada arabam oldu, yeryüzünde bir devlete ilk defa orada vergi ödedim. Dünyanın dört bir yanından göç etmiş insanlara rastladım. Orada gurbeti yaşadım. Modern popüler kültürü orada keşfettim, bireysel özgürlüğü buldum orada. Çalışma hayatının acılarıyla tanıştım, parasızlık ve yalnızlık çektim. Orada kamplar yaptım. Orada nice sevinçler, hüzünler, ayrılıklar, birliktelikler, başarılar ve fiyaskolar yaşadım. Her türlü iyisiyle kötüsüyle kendin hissettiğin yerdir orası,  ‘memur kenti, beton kent, ama denizi yoook kii’ diyenlere inat. Bazı kentlerin tüm sokakları denize çıkar, İstanbul mesela. Ankara’nın ise her sokağı sonsuzluğa çıkar. Ankara halkının yaygın tabirine göre ise ‘her sokak Kızılay’a çıkar’ oluyor.

Ankara’yı sevmek, şehirde sevilcek tek şeyin Ankara olduğunu bilmektir..

İnsan aynı, asfalt aynı, erkek aynı, kadın aynı, dünyanın diğer ucuna gitsem de alışmam hiç zor olmaz desem de yaşanmışlıklarla beraber, hayatının 10 yılını geride bırakmış olmak, bazı şeylerin değiştiğini görmek, tıpkı eskiye olan özlemimiz gibi acı vericidir, hüzün verir insana daha doğrusu.

Belki bir daha asla yaşamayacak olsam bile beni ben yapan yer olan Ankara her zaman için çok farklı anlamı olacak. Kendimi ait hissettiğim tek yer belkide. Çekirdek ailem ve onların olduğu her yer tüm bunların çok üstünde elbette. Kimileri için doğduğu yer ‘seni sen gibi hissettiriyor’ dur. İşte o zaman bırakamazsın orayı. Yeni yerler sadece geçicidir. İşte benim içinde beni ben gibi hissettiren yer Ankara oldu, doğduğum şehrin aksine.

Evet beni dinlemeyen hiç kimse, yazımı okumayan siz değerli okurlar ya da gelecekte bu yazıyı okuyacak olan ben ve ya benden olan, anlayacağın üzere Ankara’dan taşındım bir başka şehre. Taşınmak benim esasında istediğim bir şeydi. Kente olan duygusal bağıma rağmen çalışma hayatı ve onun getirdiği tekdüzelikten sıkılmış ve yorulmuş olmam, diğer sebepler ve zorunluluklarla beraber taşınma olayını benim için kolaylaştırdı diyebilirim.

Duygularını ifade etmekte hep zorlanan biriydim ve bu yazıya da tam yansıtabildiğimi söyleyemem, ne yazsam eksik kalacak gibi çünkü.

Ankara’da o kadar yürüdüm ve o kadar hayal kurdum ki, sonunda hepimizin sokak kapısında mahalleyi dolaşan eskiciler gibi bir düş koleksiyoncusunun geceleri nöbet beklediğini orada öğrendim.

”Bende tarçın sende ıhlamur kokusu Yürürüz başkentin sokaklarında ….”Cemal Süreya
Öyle deme, Ankara’yı sevmeyene bir zulümdür, Bu kadar insanın neden Ankara’yı sevdiğini anlamadan, Ankara’da yaşamak Yılmaz Erdoğan

Bonus 1: Refresif – Ankara

Bonus 2: Nesrin Sipahi – Ankara Rüzgarı

Bonus 3: Kent Şarkıları – Ankara Soğuk

Bonu 4: Yılmaz Erdoğan – Ankara | Şimdi Sen Gidiyorsun Ya, Herkes Sana Benzeyecek

Bonus 5: Vedat Sakman – Ankara’da Aşık Olmak

Paylaşmak

10 Yorum

  1. AvatarBîrr Kuş Kalbî Cevap

    Belki bir şehrin bıraktığı iz bu kadar güzel anlatılabilir, her şehir bu izi bırakır mı bilemem.. Ama bazen bir şehür bir insan ile güzelleşir deriz ama orada her anı değerlendirerek kendimizce iz bırakmamız daha da güzelleştirir… Her ay ya da üç haftada bür de olsa Ankara’ya gidiyorum ve hiç bu gözle bakmamıştım.. Bazen getirdiği zorluklarda olsa ardında güzel hisler bırakıyor insan kalbinde…
    İnsan tüm hislerini yazıya dökseydi anlamı kalmazdınbazı şeylerin sizin de okuyucuya verdiğiniz o ardındaki gizli his, mutlu ediyor insanın okuyası artıyor. :))

    Hislerime tercüman olmuş yazınız, ben de Ankara’yı çok seviyorum.. Teşekkürler yüreğinize sağlık…

  2. AvatarIrem Cevap

    Ne güzel ifade etmişsiniz duygularınızı… galiba doğup büyüdüğümüz, çocukluğumuz ve ilk gençliğimizin geçtiği yer neresi olursa olsun biz de epey iz bırakıyor…

    1. tek tirnaktek tirnak (Yazının Yazarı) Cevap

      Kesinlikle öyle, insanınhayatına dokunan bazen bir insan olurken, bazen bir yer bazen de bir olay olabiliyor. Önemli olan hangisi olduğu değil onun değerini bilebilmek, yorumunuz için teşekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.