Beklemek ve Aşk

(Yazıyı okurken arkada usulca çalıp, ruhunuzu dinlendirecek bir fon müzik)

Gelmeyecek bir gideni, olmayacak bir nedeni beklediniz mi…? Ben bekledim, beklememek beter beklemekten. Ya bekleyişsizlik! En zoru da bu sanırım bekleyişsizlik… Bekleyecek bir şeyi olmamak, geceden bir anlam çıkaramamak geleceğe dair bir umudu olmamak… Bir beden taşırsınız fakat ruhsuz… Bir ruh taşırsınız beden kendisinden yılgın.
Godot’u beklerken… Samuel Beckett’ın ölümsüz eseri, okudunuz mu bilmem… Çaresiz insanların hayata dair umutlarını ifade eden isim Godot. Kişi değildir Godot, geleceğe dair umudu ve bilinmezliği ifade eder. Beckett’in Provence’ da yaşadığı köye her gün işleyen otobüsün şöförünün adıymış Godot. Her gün taşınan umutlar, hayalkırıkları,bekleyenler beklenenler…

Bekle bekle gelmeyen, zavallı Esattragon’la Vladimir’i ağac eden şahsiyettir; aslında hayallerdir, beklentilerdir, eyleme geçmeden sadece beklenen uzak mesafelerdir. Estragon ile Vladimir’in eylemsizliği, sadece beklemekle kalmaları ve söz geçirdikleri şeyleri eylemleştiremeden sözde bırakmaları hayallerinin gerçekleşememesini, yani aslında Godot’un gelmemesine nedendir. Beklemek aşktır, beklememek aşksızlık… Beklersin, beklemek eylemsiz olmadığından durağan değildir bu beklemek, aslında bir fiildir, bir harekettir hatta bir ivmedir beklemek.

Beklemek sabretmektir biraz da maşuk için, acıya sabredersin, adı metanet olur, insanlara sabredersin adı hoşgörü olur, dileğe sabredersin adı Dua olur, duygulara sabredersin adı gözyaşı olur, özleme sabredersin adı hasret olur, sevgiye sabredersin adı Aşk olur. Ve fark edersin ki her bekleyişte bir aşk vardır… Ve her aşk sabra gebedir. Sabra gebe olmayan bir aşk, aşk değildir bir yanılsamadan ibarettir. Aşk, bir kitap ise biz bu kitabın elifbasını bilmiyoruz demektir bu. Aşkın cahili olan neyin âlimi olabilir ki? Aşka ne kadar çalışırsan çalış usta olamazsın zaten, Aşkın zirvesi yoktur ki ustası olasın…

Sabır edersin, başka da şansın yoktur zaten, bir ustadan şu sözleri dinlersin ” Sabır’sızsın, oysa bütün mahlukat sabrın ipliğiyle bağlıdır birbirine. Dünya sabırla döner. Çünkü güneşin de ayın da, zamana ihtiyacı vardır. Sabırlı ol. Büyük sırlara ermek için, sabır denizinde yüzmeyi öğrenmen lazım. Çünkü sırlar, sabır denizinin dibinde saklıdır. Uyum güzelliktir, uyum suyun özelliğidir. Su sabrın simgesi, istiridyenin yurdudur. Su olmasaydı inci de olmazdı. Sabırlı ol ki, istiridye gibi inciler yapasın”

Sabrın, metanetin, bütün mekteplerden üstün üstün bir mektep olduğunu öğrenirsin, ve bilirsin ki en büyük mektep aşk, en iyi meşrep aşıklık, en iyi mezhep aşkta sabırdır. Ruhunuzun rüzgarın önüne katılıp gittiği zamandır ki, yalnız ve bekçisiz kalarak, bir başkasına, dolayısıyla da kendinize karşı bir hata işlersiniz bazen ve işlenen bu hata nedeniyledir ki, kutsallığın kapısını çalmak ve bir süre önemsenmeden beklemek zorunda kalırsınız, beklemek o dem ağırlaşır göğüs kafesimizde, ama hep bir umutla beklersiniz… Ve bilirsiniz o demlerde Sevinciniz de, kederiniz de büyük olduğu zaman dünya küçülür. Affedilmeyi beklemek umudu beklemektir ve umut Tanrının merhametidir…

Hüzün olgunlaştırır, kaybetmek sabrı ögretir, bazen de kaybettiğini bile bile beklersin, kaybetmenin verdiği keder ve hayatın verdiği ıstırap içinde bir nihayeti beklersin, O nihayet yeni bir başlangıcın sonudur belki, sırf bu yüzden beklersin, yenilgilerinin rövanşı olan bir bekleyiştir bu. Bazen de Sabırla bekleyebilen , sonunda mükafatlandırılır, çünkü şans ondan yanadır, o yüzden kaybetsen bile beklersin… Bu sabır sınavı dediğin ömür içinde sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları, sabrı gülbeşeker gibi, tatlı tatlı emer ve hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın, hilalde dolunaya varması için zaman gerekir. Bazen de büyük ustanın beklediği gibi bir bekleyiş sarar sizi o şiirdeki gibi:

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar .
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.
Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme,artık neye yarar?

İşte gelmeyeceğini bile bile beklemektir bu… Bile bile lades,bile bile ıstırap…
Gelse bile beklediğinin o olmadığını düşünürsün artık, sevgili geldiğinde:

“Ger men men isem sen  nesin ey yâr
Ger sen sen isen neyim men-i zâr”

Ya tam açacaksın yüreğini, ya da hiç yeltenmiyeceksin, gerisi yoktur aşkın! Ya siyahı, ya beyazı seçeceksin!
Aşktan mutluluk, güvenlik beklerler, halbuki aşk son zerresine kadar kendini vermektir,ruhundaki son zerreye kadar sevdiğin olmak istemektir,onun içinde eriyecek kadar sevmek, kendinden kopmak demektir. İşte ben aşk derken, böyle bir aşktan bahsediyorum, ölmekten bahsediyorum.

Var mı o’ nun  aşkıyla ölmeye cesareti olan?

3 Yorum

  1. AvatarA. Cevap

    Emeğine sağlık. Güzel ve akıcı bir paylaşımı kaleme almışsın. Bu denemelerini sıklaştırman ve yazım içeriğinde nokta, virgül ve ayrımlara biraz daha dikkat etmen dileğiyle.

    Kalemin keskin, okurun bol ve çıkmış olduğun bu yolda başarıların daim olsun kardeşim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.