Biz İnsanız!

Küfür gibi günler yaşıyoruz. Saçma, sıradan, gereksiz… Nefes alıyoruz, Nefes veriyoruz ve yaşadığımızı sanıyoruz. Yanılıyoruz…. Kazanıyoruz, kaybediyoruz, pes ediyoruz, bağırıyoruz, bağlanıyoruz, bağlandığımız insanlar tarafından paramparça ediliyoruz, köşemize çekilip kırık parçamızı tek başımıza birleştirmeye çalışıyoruz, ihanete uğrayıp küfür edip lanetler savuruyoruz, saçmalıyoruz ve daha fazla saçmalıyoruz… Parayı, mutluluğu, hırs, ve başarıyı hayatımızın merkezine koyuyoruz.

NEDEN?

Tek bir sorun var; neden mükemmel olmaya çalışıyoruz? Neden sadece deniz kenarında bir banka oturup dermanı ağlamaktan bulmuyoruz? Neden bize mutluluğun değerini en iyi anlatabilecek olan hüznü kabul etmek yerine, ondan korkup kaçarak işi uzatıyoruz? Neden suçu kendimizde aramıyoruz? Kapımızın önünde, sokağın kenarında duran varlığını önemsemediğimiz ağaç gibiyiz. O kökleriyle toprağa bağlı olduğu için hareket edemiyor, Biz ise çok kıymetli(!) yargılarımız yüzünden. Soruyorum işte; hangimizin güneşin doğusunu sadece bir kez görebilmek için değerli uykusundan vazgeçti? Hangimiz kim ne der diye düşünmeden aşkını ilan edebilirdi? Herkes karanlığın ortasındaki minik beyaz nokta olmak isterken kim o karanlıkta yüzebildi? Ve daha milyonlarca soru yanıt beklerken kim hayatın karşısından kurtulup “Ne yapıyorum ben“ diyebildi?

NEDEN?

Neden sadece insan olduğumuzu ve insanın hatalarla var olduğunu kabul etmiyoruz? Neden kendi hırslarımızdan boğulup etrafa yalancı gülücükler atıyoruz? Oysa yaşamak bu değil, hiçbir zaman olmadı… Para, güç, hırs, başarı, ihtişam değil. Hayatında ilk defa deniz gören çocuğun şaşırmışlığıdır. Hayat en yüksek mevkie gelmek değil, küçük hayalleri gerçekleştirmek asıl başarı yağmur yağdığında hasta olmamak adına içeriden izlemek değil doğru karar, aksine belki bu gördüğüm son yağmurdur  diyerek  daha fazla ıslanmaktır doğru karar. Her şeye rağmen nefes alabiliyorum ve bunun için şanslı olduğumun farkındayım diyebilmektir asıl olay.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.