Göbeklitepe

Yıl 1986 Şavak Yıldız çift sürerken iki tane esere denk geliyor. İlginç görüp evine götürüyor fakat heykelin cinsel yeri büyük olduğu için dalga konusu oluyor ve Şanlıurfa müze müdürüne götürüyor. Müdür, taşı alıp depoya koyuyor.

Yıl 1992 Alman arkeologlar Nevali Çori’de kazı yapıyor ve buldukları eserleri müzeye götürdükleri sırada Yıldız’ın bulduğu esere denk geliyorlar. Ardından kazı çalışmaları başlıyor.

En ilginç buluntusu boyu 6 metre ağırlığı 40 tonu bulan T formlu anıtsal taşlardır. Bu taşların 10 12 tanesi dairesel formda dizilerek arası taş duvarla ile örülmüştür. Genel yaygın görüşe göre T formları insanları sembolize ederken diğer görüşe göre güneş ve gezegenleri de temsil ettiği söylense de gizemini hala koruyor.

Göbeklitepe’yi tüm dünyanın ilgisini çekecek bir yapıya büründürmesinin en önemli nedeni elbette ilk avcı toplayıcı grubun bu yapıları inşa etmesi. İlkel olarak betimlenen taş devri insanının bu anıtsal mimariyi inşa etmeleri tarihin başlangıç bilgisini alt üst edebilir.

Önce yerleşik yaşama geçilip sonra tapınaklar inşa edildiğini bildiğimiz insanların burada tam tersini yapıp önce tapınağı inşa edip sonra etrafına yerleşmiş olması bir diğer merak konusu

Burası sadece kutsal zamanlarda, önemli günlerde gelinen bir buluşma yeri olabilir.

Burası insanlığın doğduğu yer mi?

Taş devri insanları burayı nasıl ve ne amaçla inşa etti?

Yaklaşık 1500 yılda inşa edilen bu tapınağı onları yapmaya iten sebep neydi?

Neden bir süre sonra yıkmak veya öylece terk etmek yerine hiçbir anıta zarar vermeden toprakla gömdüler?

Bu ve benzeri sorular biraz daha muallakta kalacağa benzese de, buranın havasını bir solumak gerek.

Taş devri atalarımızın parmak izlerine dokunmak gerek.

Göbeklitepe daha uzun yıllar gizemini koruyacak olsa da buranın halkı uzun yıllar boyunca buranın şifalı olduğuna zaten inanıyor, adaklar adıyor dualar ediyormuş.

Her ne kadar ilkel olarak tanımlansa da Neandertallerden tutun her çağın şuan buldukça şaşırdığımız bilgi birikimlere sahip olması tarihin puslu görüntüsünü daha da karartıyor.

Uzun yıllar önce bir hocamın dediği “her çağ şu anki teknolojiye yakın buluşlara ev sahipliği yapmış fakat toprak bunları her zaman almıştır” sözünü sürekli hatırlarım. Şuan için bir iddia olsa da Mısır olsun, bereketli hilal bölgesi olsun veya diğer yerler olsun, buralarda bulunan çoğu buluş aklımıza her zaman bir ‘acaba’yı getirecektir.

Tıpkı Göbeklitepe mimarisinde, piramitlerde olduğu gibi.

Umarım rant kapısı olarak görülmeyip gereken değer verilir ve Göbeklitepe aydınlanır.

Kim bilir. Belki dağın yamacında taş devri atalarımıza bir selam göndeririz kutsal anıta doğru…

Paylaşmak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.