İlk Kamp: Ankara Çamkoru Kampı

Daha önce yazdığım ‘Ayağımız çimleri aradı hep, gözümüz ufukta devasa dağları‘ başlıklı yazımda kamp kültürüne olan, benimde bilmediğim ilgimin farkına varmam ve nasıl kamp yapmaya karar verişimizin hikayesini anlatmıştım. Bu yazımda ise ilk kampımızda yaşadıklarımızı anlatmaya çalışacağım.

Eşimle beraber önceki günden hazılrlıklarımızı yapmış, 20 Temmuz 2019 Cumartesi sabahı Ankadara’dan saat 7 gibi çıkmıştık. 2 kişilik bir gece iki günlüğüne bir kamp bile nasıl hazırlık gerektiriyor tahmin edemezsiniz. Kamp alanına vardığımızda saat 8 buçuk civarındaydı. Ankara’ya 110 km mesafedeki Çamlıdere ilçesininde bulunan Çamkoru Milli Parkı ve hemen yanında bulunan Çamkoru Göleti’ne gelmiştik. Amacımız göl kenarına kamp kurmak olsa da, araç girişinin kapalı oluşu, muhtemelen araçsız girişlerde de izin gerektirecek olması ve konuyla ilgili civarda da irtibata geçebileceğimiz yetkili kimsenin olmaması nedeniyle gölet kenarına kamp kurma planlarımız suya düşmüştü. Tıpkı bizim gibi umarak gelen ve kapıda karşılaştığımız, umutsuzca dönen diğer kampçılar gibi. Kamp yapılacığını umarak Çamkoru Tabiat Parkına gelmiş, görevlilerle görüşmüş ve burada kamp yapabileceğimizi öğrenmiştik.

Artık kamp alanını, çadırı kuracağımız yeri aramaya başlamıştık. Bu arayış sırasında bir köpek bizi sürekli takip ederek bize arkadaşlık etmişti. Nihayet yerimizi bulmuş, çadırımızı kurmuştuk. Daha sonra fark edeceğimiz üzere çadırımızın hemen birkaç metre arkasında ayı eşiği izleri vardı. Çamkoru’da kurt, çakal, tilki, tavşan, ayı ve yaban domuzu, yırtıcı ve ötücü kuş türleri buluyormuş bu da aklınızda bulunsun. Daha sonra güzel bir ateş yakıp semaverde çayla beraber kahvaltımızı yapmıştık. Ateş yakma konusunda çevredeki düşmüş dalları toplamak gayet yeterli oldu. Çamkoru bölgesi Tabiat Parkı olduğundan ateş yakmak için ayrılmış alanların dışında zaten kamp ateşi yakmak yasak. Ancak geceyi geçirmek için yakacağımız ateşte kullanacağımız odunumuz yoktu. Ormanda doğa yürüyüşü tadında uzun ayarışlar sonucunda malesef kamp alanına elim boş geri dönmüştüm, kanlıca mantarını saymazsak tabi.

Hem gölet gezintisi yapmak hem de anayolun kenarlarında odun bulmak ümidiyle Çamkoru Göletine doğru yol aldık. Gölette bol kurbağa sesinin yanında ördek ve leyleklere de rastladık. Hafta sonları milli parkta olduğu gibi burada da piknikçilere rastlamanız mümkün. Beklediğimiz gibi yol kenarında odunumuzu bulmuş, gölet kenarında da yürüşümüzü yapmış ve geri kamp alanımıza dönmüştük.

İlk kampımız olduğundan ve kampımız daha çok bir dinlenme amacıyla geldiğimizden, etkinlik olarak pek birşey planlamamıştık. Dönüşte ikimizde yorulmuş, dinlenmiş ve kitap okumuştuk. Havanın hafif kararmaya başlaması üzerine, yemek ve dolayısıyla ateş için gerekli hazırlıkları yapıp, hem açlığımızı gidermek hem de akşam soğuğu çökmeden hemen işe koyulduk. Piknikçilerin gitmesi ve akşamın çökmesiyle beraber bizi karşılayan huzur atmosferinde yemekler yenildi, çaylar içildi, ateş karşısında muhabetler edildi, müzikler dinlendi. Doğayla başba bir akşam, huzur dolu, sessiz, sadece ateşin sesinde uzunca oturduk. Eşimin ifadesiyle, ‘Çayımız fokur fokur kaynıyor, gözümüzün önünde ateşten gelen ışık ve çıtırdılar, aslında en güzel anılarımızdan biriydi belkide.’ Günün yorgunluğu ile yastığa kafayı koyar koymaz uyuyabilecek olsam da, ilk defa doğada ormanın ortasında çadır gibi eve nispeten daha az korumasız olan çadırda kalıyor olmanın verdiği hisle uyumak biraz daha uzun sürdü diyebiliriz. Ev konforunu aramamak gerek tabi.

Sabah olduğunda temiz ve güzel havayla uyandık. Ufak bi yürüyüşten sonra temiz hava bizi acıktırmış, kahvaltımızı yapmıştık. Çok uzun sürmeden piknikçiler gelecek sessizlik bozulacaktı. Hatta birkaç köy ve gençlik derneğini ağırlayan park alanı, halaylar, horonlar, çocuk sesleriyle kirlenmeye başlamıştı bile doğanın sessizliği. Gün içerisinde yine yürüyüşler, çadırda dinlenme, çay, kahve, gibi çok yormayan etkinliklerle vakit geçti. Akşam üzerine yakın toplanıp geri Ankara’ya yol almaya başlamıştık.

Genel olarak ilk kamp tecrübemiz çok güzel geçti. 1 gece çok az geldi ancak ilk kamp için gayet yeterli tecrübe oldu. Yer seçimimiz mükemmeldi. Temel dikkat edilecekleri yaşayarak gördük, öğrendik, eğlendik.   Güne hiç doğada uyandınız mı? Eğer cevabınız hayır ise uyanın. Lütfen bu deneyimi yaşayın. Doğaya çıkın, kamp kurun, mutlu olun.   Sağlıcakla kalın…

Paylaşmak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.