Karanfil Sokağı

Güneş tüm çıplaklığıyla toprağı döve döve şehri ele geçiriyordu,evlerinde önünde ötmeyen horozlar,havlamayı kesen köpekler şehri korkunç bir yalnızlığa itiyordu.Karanfil sokağında harabe bir ev içinde hüznün krallık sürdüğü bir ev,yeni uyanmış kahvaltı yapmak için dolabını açınca içini paramparça eden bir sefaletin göstergesi,üzülüyordu başını mutfağın penceresinde uzatarak karanfil sokağına bakıyordu.Derin bir nefes aldı,temiz havayı iliklerine kadar hissetti.Musluğu açıp demliği doldurup piknik tüpünü acımasızca yakıp üstüne bıraktı,tüpün ateşine gözünü dikti,gözlerinden ateş fışkıracak gibi irkildi bi an bu duygudan nefret etti,demlik taşmaya başlamıştı,sinirini boşaltırcasına bağırıyordu,suyun içine bir kaşık dem attı tüpünü kapattı,gözünü karanfil sokağına dikti,uzaktan simitçi sesiyle kendine geldi.Dolabın  yanında duvarda asılı olan dünden kalan yarım ekmeği aldı,köyden gelen peyniri sıkıca ekmeğin arasına sıkıştırdı,gözünü karanfil sokağına dikti,keskin bir kartal bakışı attı,hüzünlendi gözünden yaşlar damlamaya başladı utandı.Ekmeğini ısırdı küçük bi çocuk gibi çayını yudumladı,çay boğazını yakmıştı bir gözyaşıda bundan aktı,utandı çocuklar gibi sandalyeye çöktü bir elinde çay bir elinde dünden kalan bayat ekmek,karanfil sokağına baktı geleceği yoktu,belki gelir dedi içindeki melek,karşıdan duvarlar ağladı.

Karanfil sokağını adını bilmediği bir duygu basmıştı.Adını bilmediği bir duygu sarıldı ona,penceredeki güvercine dikti gözlerini bembeyaz güvercin ne kadar güzeldi,bi an güvercine kedi acımasızca atıldı elleriyle kanatlarına dokundu beni de uçur diye,kedi hüzünlendi adama baktı,adam başını öne eğdi utandı.
Ayağa kalktı yavaşça ekmeğini, çayını çatlamış tezgahın üstüne bıraktı.Dışarı çıktı sokak kimsesizdi,akıl almaz bir koku aldı,kokuyu derin bi nefesle aldı,başını ğöğe kaldırdı ve göğe fırlattı,rahatladı.
Karanfil sokağına nefretle bakıyordu,karanfil sokağına çocuk gibi küstü.Sırtını evin duvarına dayadı yere kadar sürünüp düştü,ayakları tutmuyordu,başını sola çevirdi kedi yoktu, başını sağa çevirdi insan yoktu,başını yukarı kaldırdı güvercin yoktu,başını öne eğdi yerde iki karınca gördü,biri arkada biri sonda almışlar kendilerinden  uzun bir ekmek parçasını düşe kalka yürüyorlardı.Gözünü dikti karınca yuvasına aldı eline bir dal, karıncalara acımasızca yol açtı,karıncalar bağırarak kaçtı,ekmeği aldı yuvanın kapısına bıraktı,utandı…
Karşıya baktı gözlerini kapatarak,özlemişti içinde depremler hissetti,içinde fırtınalar kopuyordu,dört mevsimi bi anda yaşıyordu.Özlemişti ekmeğini paylaşacak insan gelmemişti,özlemişti sabah uyandığında çayı beraber içmeyi,özlemişti beraber karanfil sokağına bakmayı özlemişti,gözleri doldu tuttu kendini daha fazla dayanamadı çocuklar gibi ağladı,utanmadı bu sefer bağıra bağıra ağlıyordu,içi paramparça olmuştu kalbi çıkacaktı korkmadı bu sefer…
insan gitmişti.
Kedi gitmişti.
Güvercin gitmişti.
Kendisi gidemedi ama ruhu uçup gitmişti. Hüzünlendi,utandı,korktu,ağladı ama gidemedi…
Paylaşmak

1 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.