Kıyamete Bir Milyar Yıl Kitap İncelemesi

İthaki’nin ‘Bilim Kurgu Klasikleri’ serisinde yer verdiği kitaplardan biri ‘Kıyamete Bir Milyar Yıl’. Arkadi ve Boris STRUGATSKİ kardeşlerin 1976 yılında kaleme aldığı ve 2015 yılında İthaki – Hazal YALIN tarafından Rusçadan çevirisi yapılıp dilimize kazandırılmış bir eserdir. Yazar(lar)ın okuduğum ilk kitabı, İthaki’nin ‘Bilim Kurgu Klasikleri’ serisin ise okuduğum ikinci kitabı oldu.

Bilim kurgunun ışık kılıcı, canavarlar ve uzay gemilerinden ibaret olmadığının örneğini ‘Dune‘ adlı eseriyle Frank Herbert bize çok güzel göstermişti. Benimde okuma fırsatı bulduğum kitabın incelmesine aşağıdaki bağlantıdan gidebilirsiniz. Bir taraftan yukarıdaki örnekte olduğu gibi Strugatski kardeşler bilim kurguya farklı bir soluk getirmişler yorumu yapsam da, diğer taraftan aslında tam da bilim kurgunun bendeki karşılığını veremediğini düşünmekteyim kitap hakkında.

Kitabın Konusu

Malyanov bir astrofizikçidir ve yıldızlar arası maddeyle ilgili bir çalışma yapmaktadır. Daha iyi odaklanabilmek için karısı ve çocuğunu tatile göndermiştir. Fakat etrafında anlam veremediği ve çalışmalarını yapmasını engelleyen bir takım tuhaf olaylar dönmektedir. Malyanov bir süre sonra aynı sıkıntının yalnızca kendi başına gelmediğini, bir grup bilim adamı arkadaşlarının da çalışmalarını engelleyen tuhaf hatta neredeyse fantastik olaylarla karşı karşıya olduğunu öğrenir. Kendisi gibi birer bilim adamı olan arkadaşlarıyla bir araya gelip bu sorunu tartışırlar. İçlerinden biri üst düzey bir aklın eseri olan kudretli varlıkların, bilimsel çalışmaların önünde bir güç oluşturduklarını ve kendilerine karşı durduklarını iddia eder. Fakat Malyanov bunu fazlasıyla fantastik bulur. Bu bir grup bilim adamı, başlarına gelen olayların sebebinden çok nasıl kurtlacakları hakkında bir beyin fırtınasına girişirler. Ve tam bu noktada tüm beyin fırtınası yazarın bize yönelttiği şu soru ile başlar:,

Fantastik olayları fantastik olmayan varsayımlarla nasıl açıklarsın ki?

150 sayfalık kitabın ortasına kadar olayların hazırlanışı sürmüş ve devamında bahsi geçen beyin fırtınasına başlanmış. Bundan sonra felsefe ve sosyoloji sohbetleri tarzında geçen kitap bu yönüyle okuması ve hazmedilmesi biraz zor hale geliyor. Konuyu bir nebze olsun açıklığa kavuşturabilmek adına, karakterlerden birinin ortaya koyduğu şu fikri örnek olarak verebilirim:

Her şey basit bir varsayımdan ortaya çıkıyor aslında: Kainat kendi yapısını korur. Fiziğe göre evrenin entropisi sürekli olarak artmaktadır. Ve bu nedenle de yüksek bir uygarlık mevcut olamaz, çünkü yüksek bir uygarlığın aklı o denli gelişmiş olacaktır ki azalmayan entropi yasası üzerinde hakimiyet kurabilecektir. Bu da kainatın yapısının kaybolacağı ve bir kaosun egemen olacağı anlamına gelmektedir. Bir nevi kıyamet de diyebiliriz.

Kitabın Arka Kapak Yazısı

Arkadi ve Boris Strusgatski, entelektüel açıdan kışkırtıcı, inanılmaz eğlenceli, cesur ve eleştirel kitaplarıyla ‘Sovyetler döneminin en büyük bilim kurgu yazarları’ sıfatını hak eden yegane ikili. Henüz Taslak halindeyken sansürün hışmına uğrayan Kıyamete Bir Milyar Yıl ise yazarların en sıradışı ve aykırı romanlarından biridir.

Bir astrofizikçi olan Dimitri Malyanov, kendisine Nobel Ödülü’nü kazandıracağına inandığı projesi üzerine yoğunlaşmak için ailesini Odesa’ya, eşinin annesinin evine gönderir.

Ancak bir sorun vardır; yalnız kalmasına rağmen sürekli rahatsız edilir. Önce içi votka ve havyar dolu bir kutu, ardından da mini etekli güzel bir kadın kapısında beliriverir. Bu ziyaretler, bilim insanı olan arkadaşlarının da geçerken uğramasıyla sonu gelmez bir hal alır. Hepsi de çok büyük bir keşfin eşiğinde olduklarını ama aniden dikkatlerinin dağıldığını iddia etmektedir. Acaba karanlık bir güç, bilimsel gelişmeleri engellemek mi istemektedir? Yoksa tüm bunların daha doğal bir açıklaması mı vardır?

 

Döneminde Yasaklanması

Kitabın arka kapağında yazdığı üzere o dönemde uzunca bir süre yasaklı kaldığı söyleniyor. Okuduğum inceleme ve yorumlarda kitabın neden yasaklandığını ilk etapta anlaşılmamış olması çoğunlukta idi. Bende aynı şekilde önce anlayamamış olsam da daha sonra yaptığım araştırmalar sonucu kitabın alt metninde siyasi göndermeler olduğunu öğrendim. Hatta kitaba cevap olarak siyasiler, bu eylemlerin kapitalist bir ülkeye yöneltmeleri istanmiş. Bu göndermeleri kitaptan bikaç alıntı ile örneklendirmeye çalışacağım.

On dokuzuncu yüzyıl değil bu. On dokuzuncu yüzyılda korkutuyorlardı. Yirminci yüzyılda böyle aptallıklarla uğraşmıyorlar. Yirminci yüzyılda satın alıyorlar. Beni korkutmadılar, satın aldılar, anlıyor musun, ihtiyar? Seçim işte! Ya seni pestilin çıkıncaya kadar eziyorlar, ya da iki akademi üyesinin almak için birbirlerini yedikleri yeni bir enstitüyü sana veriyorlar.
Nasıl bir presin altında ezildiğinizi değil, basınç altında nasıl davranacağınızı düşünmelisiniz. Ve bunu düşünmek de Asoka Krallığıyla ilgili fanteziler kurmaktan çok daha güçtür, çünkü bundan böyle her biriniz yalnızsınız. Kimse size yardım etmeyecek. Kimse size akıl vermeyecek. Kimse sizin adınıza karar vermeyecek. Ne bir akademisyen ne hükümet ne de ilerici insanlık…
Çünkü karanlık bir çağda yaşıyoruz. Çağımız hâlâ yüksek silindir şapkalar takıyor ve biz de koşmaya devam ediyoruz, eylemsizlik saati ve gündelik uğraşlarımıza veda saati çaldığında ayrılık ânı da gelir ve artık hiçbir şeyin hayalini görmeyiz…

Kitap Okur-Zaman Puanı

Yerli ve yabancı kitap inceleme sitelerinden kitap hakkında topladığım puanların ortalaması 10 üzerinden 7,74 çıktı. Bu hatırı sayılır bir puan bana göre. Hangi siteden kaç puan aldığını aşağıdaki tabloda görebilirsiniz. Benim puanım ise 10 üzerinden maalesef 6 ‘da kaldı.

10 Üzerinden Puan Sitenin Orijinal Puanı
1000K 7,10 7,1/10
Goodreads 7,78 3,89/5
LibraryThing 7,64 3,82/5
Vikitap 7,40 7,4/10
kitapyurdu 8,81 81,8/100
ORTALAMA 7,74 X

Sonuç Olarak

Kitabın konusu ve arka kapakta yazan açıklaması ile oldukça merak uyandıran bir konusu olmasına rağmen ilk elli küsür sayfayı okurken bir hayli sıkıldım. Tam asıl konuya geldiğinde heyecanlı bir hal olmuştu ama yine de bir solukta okuyabildiğim söylenemez. Zaten kitap hızlı hızlı okuyup geçilecek değilde, üzerine oturulup düşünülmesi, kafa patlatılarak okunması gereken bir kitap. Yukarıdaki puanlara bakarak muhtemelen benim yanlış bir zamanda okuduğum bir kitap olarak değerlendirmek istemiyorum. Zaten İthaki’nin ‘Bilim Kurgu Klasikleri’ serisinin kalitesine olan inancım sebebiyle bu kitabı ‘kötü’ olarak yorumlamam mümkün değil. Umarım sizler için keyifle okuduğunuz bir kitap olması dileğiyle…

İnsan doğaya ait bir hayvandır, bu yüzden insan, insan olduğu için akıllıdır ama aynı zamanda bir hayvan olduğu için akılsızca ve vahşice davranır.Charles Baudelaire

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.