Kızımın İsmi ve Anlamı

Uzun zamandan beri aklımda olan ancak haklı sebeplerle ertelediğim bir yazıya nihayet başlamış bulunmaktayım. Bir bakıma ‘geleceğe mektup’ yazısı olan bu yazıyı diğer yazılarımdan ‘hedef kitlesi’ bakımından nispeten daha geniş olduğunu söyleyebilirim. Peki hedef kitlesi kim? Bu yazıyı kişisel bloğum tektirnak.com okuyucularının yanı sıra ilave olarak inşallah 3 ay sonra doğacak olan kızıma yazıyorum.

Kızıma Yazıyorum

Yaklaşık 5-6 ay önce, aile fertlerimizin neredeyse her birinin ayrı ayrı belirsizlikler ve sıkıntılar yaşadığı bir dönemde, ilk defa haberini almıştık. Daha sonra birçok şey değişti senin müjdenle, kısacası sen bize uğurlu geldin. Ailemize bereket getirdin. Elbette ki herkes uzun yıllar boyunca çalışıp hakkettiği emeğinin karşılığını almış olsa da hepsini senin haberinden sonra olmuş olması bize çok büyük moral ve motivasyon olmuş oldu. Annenin atanması benim işimde yeni bir başlangıç yapmam, amcanın sınav ve mülakatlarında muvaffak olması ve henüz farkına varamadığımız bir sürü güzellik. Çok şükür bu günümüze. Sana yazacağım birçok şey var. On yıllar sonrasına kelimelerle sarılacağım sana. Naçizane nasihatler ve temennilerde bulunacağım sana. Ancak bu yazımda ismini, anlamını ve nasıl belirlendiğimizi anlatacağım.

İsmin Dini Boyutu

Yeni doğan çocuğa kısa bir süre içinde güzel isim koymak anne-babaların en önemli görevlerindendir. Çocuğa konulan isim hem bu dünyada hem de ahirette geçerlidir. Peygamber Efendimiz (sav) güzel isim koymanın ehemmiyetini şöyle açıklamıştır. “Sizler kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın ismiyle çağrılacaksınız. O halde isimlerinizi güzel yapın.” Bu sebeple isim konusuna dikkat edilmelidir.

İsmin Psikolojik Boyutu

Söz büyü etkisinde kuvvetli bir oktur. Psikolojik rahatsızlıkların aşılmasında kelimelerin gücünden faydalanılmaktadır. O halde bir insan ömür boyu taşıyacağı sözün yanlış seçilmesinin psikolojik kurbanı olabilir. Çünkü söz büyü tesirindedir, hitap edilen kişiye bir ok gibi saplanır ve kişinin ruhunda birtakım dalgalanmalara sebep olur. Peki, bir kelime taşıdığı ruhu nasıl edinir? Bu üç şekilde olur.

  • O kelimenin kullanıldığı toplumda kendisine yüklenen manadır.
  • O kelimenin çıkış melodisiyle alakalıdır.
  • İsmin çağrıştırdığı anlamdır.

Çocuğa isim koymak, çocuğun kişiliğini şekillendirmenin ilk adımıdır. Koyulan ismin anlamının, çocuğun kişilik gelişiminde olumlu veya olumsuz etkisi olduğu bilimsel bulgularla ortaya çıktı. Kişinin karakter gelişiminde ve ruhsal olgunlaşmasında ona hitap etme biçimi büyük rol oynuyor, isim, kişinin algılarını değiştirerek kişiliği şekillendiriyor. Özetle; çocuklara konacak isimler güzel ve insanın ruhuyla uygunluk sağlayacak karakterde olmalıdır.

Süreç Nasıl Oldu

Daha henüz kız babası olacağımı öğrenmeden çok önce eşimle yaptığımız bir sohbet esnasında, “Kız olursa ben, erkek olursa sen ismini koy” diye ortaya attığım bir cümle, taraflarca onaylanması üzerine anlaşmaya dönüşmüştür. Evet taraflarca onaylandı. Ama eşim böyle bir fikri nasıl onayladığını henüz anlamış değil. Bir katakulliye getiriliğini düşünüyor hala.

Kızımın İsmi

İsimler bizim hakkımızda bir fikir verir. Geçmişimiz, yaydığımız frekans, davranış kalıplarımız ve ihtiyacımız olanları fısıldar kulağımıza ve bizim kültürümüzde ismimiz kulağımıza fısıldanarak konulur.

Yeryüzünde ad verme olgusundan yoksun tek topluluk veya toplumu görmek olası değil. Tabiattaki her şeyin bir adı var. Ad verme olgusu insanla doğdu, onunla beraber yaşantısını sürdürdü, tarih boyunca da evrimleşerek basit bir ad verme olgusu durumundan çıktı. Her topluluk ve toplum yapısı ve anlayışına uygun birçok şekilde çok aşamalı ve her aşaması sayısız gelenek, görenek ve uygulamalardan kocaman bir folklor olayına evrildi.

“Türk ad verme” geleneklerinin kaynağı, Türk dünyasının kurulduğu yer Orta Asya’dır. Anayurttan asırlar boyunca dünyanın dört bucağına, büyük ırmak gibi akıp gelen Türk kültürü, başka kültürleri etkilemiş, onlardan da etkilenmiştir.

Gelelim ismine. Kızımıza ‘Asya Hilal’ ismini koydum. Evet ben koydum ancak eşimin rızası ve onayı elbette ki vardı.

Asya İsminin Anlamı

İlk ismi Asya; Türklerin anayurdu olarak kabul edilen Orta Asya’dan gelmektedir. Bazı bilim adamı/araştırmacılara göre Orta Asya Türklerin ‘atayurdu’, Anadolu ise ‘anayurdu’ olarak değerlendirilmektedir. Hangi isimle nitelendirildiği fark etmeksizin şüphesiz Orta Asya coğrafyası, tarihimizde çok önemli bir yer edinmektedir. Bahsi geçen coğrafyada yapılan arkeolojik kazılar sonucu paleolitik çağlara kadar uzanan, özellikle sadece Türk kültürlerinde yer alan kurganlara rastlanıldığı, Türk ve insanlık tarihine ışık tutacak çok önemli eserler elde edilmiştir.

Bizde tarih denilince bir asrın içine sıkışan bir geçmiş akla geliyor. Osmanlı imparatorluğu yıkılmış, yerine Türk Devleti kurulmuş gerisi bizi ilgilendirmiyor. Sanki daha evvel yoktuk. Kök yok, gövde yok, dal yok, bu nasıl filiz? Türk tarihini, koparılmış bir başak gibi kısa bir mazi içine sıkıştırmak doğru değildir. Türk tarihi M.Ö. 2750 yıllarından buyana kesintisiz devam etmiştir. Ne yazık ki günümüzde Türk tarihini hanedan değişikliğinden ibaret olan Osmanlı imparatorluğunun sonunda başlatacak kadar tarih şuurundan yoksun bırakılmıştır.

Geçmişimiz tarihin sayfaları arasında müstesna ve muhteşem bir yer işgal etmektedir. Tarihimizin hiçbir yerinde yüzümüzü kızartacak ve bize utanç verecek bir olay kaydedilmemiştir. Ecdadımız, kendisiyle övünebileceğimiz tarih mirası bırakmıştır.

Şairin dediği gibi; “Sinemizde şu kan, dinmese bile, Muhteşem bir mâzi geliyor dile.”

İlber Ortaylı; “Koca bir kavmin binlerce kilometreyi 3 asır içinde geçtiğini düşünün… Bu, dünyayı değiştirmez de ne yapar? İşte Türkler dünyayı böyle değiştirdi. Bu sebeple, bizim hayali bir tarih ve kahramanlar üretmeye değil, yalnızca doğruyu öğrenmeye ihtiyacımız var.”

Özetle tarihini bilsin, atalarını unutması, saysın ve sevsin diye, nereden geldiğimizi, kökenini hatırlatsın diye, ırkını yani Türklüğünü simgeleyen ‘Asya’ ismini ilk ad olarak uygun gördüm.

Hilal İsminin Anlamı

İkinci ismi Hilal; Hilal ve yıldızın uluslararası alanda İslam’ın sembolü olduğu geniş şekilde kabul görür. Ne de olsa birçok Müslüman ülkenin bayraklarında hilal sembolü yer alıyor ve hatta Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu’nun resmi ambleminin bir parçası olarak da kullanılıyor. Hristiyanlar haça, Yahudiler Davut Yıldızı’na ve Müslümanlar hilal ayına sahip.

Hilâl, Arapça kökenli bir kelimedir. Sözlükte “ayın yeni doğduğu zaman ilk üç günlük yay şeklindeki durumu” olarak tarif edilir.  Aynı zamanda “yüksek sesle haykırmak; ortaya çıkmak, parlamak; sevinmek” anlamlarına gelen “hell” kökünden türeyen hilal, Ay’ın kavuşum öncesi ve sonrasında yeryüzünden uçları sivri ince bir yay gibi görünen şeklinin adıdır. Sözlük anlamına bağlı olarak özellikle kavuşum durumundan sonra Ay’ı ilk defa görenlerin onu haber vermek için sevinçle haykırmaları nedeniyle Ay’ın ilk görülen şekline hilâl denildiği kaydedilmektedir. Hilâl ilk görüldüğünde tekbir almaya “ihlâl”, yine yüksek sesle kelime-i tevhidi söylemeye “tehlîl”, yeni doğan çocuğun hayat belirtisi olarak çığlık atmasına “istihlâl” denir.

İslamiyet’te ayın değişik hareketleri ibadetlerin başlangıcı ve bitişi olarak görülür ve farklı manalarda ifade edilirler. Hadislerde hilâl, daha çok oruç ve hac zamanının tespitiyle ilgili olarak geçmektedir. Nitekim Hz. Peygamber, “Yüce Allah hilâlleri insanlar için vakit ölçüleri kıldı. O halde hilâli görünce oruca başlayın, onu tekrar görünce iftar edin” demiştir.

Salahaddin-i Eyyubi, Kudüs’ü haçlıların elinden geri aldığı zaman (583/1187), Kubbe-tu’s-sahra üzerine yerleştirilmiş bulunan haçı indirip yerine hilal şeklinde bir alem koydurtmuştur. Eski kültürlerde yer almış bulunan hilal, Türkler nezdinde İslâmi bir simge olarak kabul edilmiş, minarelerin alemine takılmıştır. Türk bayraklarında hilal vardır ama Arap bayraklarında yoktur. Hilal, daha çok Türklerin etkisinde olan ülkelerin bayrağında İslam’ı simgelemesi için mevcuttur.

Efsaneye göre Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucusu Osman Gazi, hilalin dünyanın bir ucundan diğer ucuna uzandığı bir rüya gördü. Bunu iyi bir alâmet olarak yorumlayarak, hilali saklamayı ve hanedanının sembolü yapmayı seçti. Yıldızdaki beş noktanın İslam’ın beş şartını temsil ettiği yönünde bir yorum da var, ancak bu yalnızca bir varsayım. Zira beş nokta, Osmanlı bayraklarında standart değildi ve bugün Müslüman dünyasında kullanılan bayraklarda hala standart olmamıştır.

Osmanlı bayrağındaki üç hilalin de farklı anlamları mevcuttur. Bunlardan bazıları ise şöyledir;

  • İman- Ahlak- Adalet anlamını taşır.
  • Mukaddes beldeleri temsil eder. Zira, Mekke , Medine ve Kudüs, Allah’ın mukaddes ve kutsal kıldığı, üstünlük verdiği mekanlardır.
  • Üç kıta (Afrika, Avrupa ve Asya) ve bunlara hakimiyeti temsil eder.
  • Üç hilalin biri Devlet-i Ebed Müddet (sonsuza kadar devleti yaşatma ülküsü), biri Kanun-i Kadim (kanundan, şeriattan şaşmadan adaletli yönetim), biri Nizam-ı Alem (Allah’ın dinini tüm insanlığa yayma, ulaştırma) anlamını temsil eder.
  • Türk kimliğinin, dünü, bugünü ve yarınını temsil ettiği söylenmektedir.

Günümüzde İslam’ın sembolü olarak görülen aynı zamanda da geçmişten bu yana Türklerin bayrak ve flamalarında kullanılagelmiş nadide sembollerden biri olan hilal, kızıma hayatını dininin buyrukları doğrultusunda doğru ve ahlaklı sürdürmesi temennisi ile kaymayı uygun gördüğüm bir isimdir.

Özetle

Asya Hilal, ismiyle müsemma Türklüğünü ve Müslümanlığını ömür boyu taşıyacak olan kızıma naçizane armağan ve mirasımdır.

“Müslümanların umudu Türk milletidir!”

Paylaşmak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.