Kulakların Çınlasın

Şiirin tarihçesini tam olarak bilinmese de her şeyin insanoğlu ile başladığını hepimiz biliyoruz. İlk insanın duygularını ne şekilde dile getirdiğini hep merak etmişimdir, nedense bu merakım hiç bitmedi kendimi bu konuda daha büyümemiş bir çocuk gibi görüyorum görmekle yetinmiyorum yaşıyorum adeta tuhaf ve bir o kadar da güzel bir duygu mu bilemiyorum tek bildiğim nokta şu ki şiir okuyunca ya da dinleyince zihnim duygularım karma karışık bu toplumun içinde hepsi tek tek kendini istediği yere bir yorgun kedi gibi bir köşeye bırakıyor, tabi her şiirde böyle olmadığım bir gerçeğim…

21.yy evet bu yüzyıl insanoğlunu şiirden, edebiyattan da uzaklaştırmıştır. Teknoloji çağı dediğimiz bu yüzyıl evet bize çok katkı sağlamakla beraber bizi bir o kadar da yalnızlaştırıyor. Hangimiz bunu inkâr edebiliriz hiçbirimiz evet bunu kabul etmemiz lazım, kendi gerçeklerimizle yüzleşelim, o kadar cesaretli miyiz?

Sokakta gezen herhangi birine Yahya Kemal Bayatlı’yı sorsanız inanın hiç cevap alamazsınız. En basitinden Atilla İlhan, Cahit Sıtkı Tarancı vs. örnekler çoğaltılabilir. Ne kadar vahim bir durum bunu kabul etmek. İnanın bir o kadar zor ki Türk Edebiyatında o kadar değerli şair ve yazar var ki anlatsam bitmez. Hep teknolojinin olumsuz tarafını konuşuyoruz ama doğru kullanımda inanın çok paylaşım yapılabilir tabi doğru kullanırsan. Geçenler de sosyal medya da şöyle güzel bir gezinti yaptım insanlar yediklerini içtiklerini gezdiği yerleri paylaşıyor. Bir sonraki sayfaya geçince durdum durmakla kalmadım elim o sayfadan geriye gitmedi ne vardı biliyor musunuz? Atilla İlhan’a ait olan ”Ben Sana Mecburum” şiirinden şu alıntıyı yapmış;

Ben sana mecburum bilemezsin,

Adını mıh gibi aklımda tutuyorum,

Büyüdükçe büyüyor gözlerin,

Ben sana mecburum bilemezsin

İçimi seninle ısıtıyorum.

 Turgut Uyar 

Dakikalar sürdü o anın geçmesini bekledim bekledim bekledim…. Düşünün Atilla abimiz Turgut abimizin o anı gördüğünde neleri hissedeceklerini inanın o abiler ceketlerinin önünü ilikler o paylaşımı yapan insana saygı duyarlardı, çünkü onlar başka ama çok başka dünyanın insanları.

Olaya dönersek, görmüş bi yerde, kopyala yapıştır yapmış işte teknolojinin 21.yüzyılın bize getirdiği felaket ya da felaketler… Utanıyorum iliklerime kadar hissediyorum bu o abilerimize saygısızlıktır. Atilla İlhan’dan özür dilerim hem de defalarca bunu ne sana nede diğer değerli şairlerimize bunu yapmaya hiç kimsenin hakkı yok hiç bir zaman da olmayacak. Gidin cebinizdeki son kuruşu bir şiir kitabına verin ve okuyun hissedin, şiirin güzelliğini hissedin, hayatın ne kadar güzel olduğunu, şiirin ne kadar müthiş olduğunu, ve inanın ki yaşadığınız duygular sizi bambaşka dünyalara götürecektir.

2018 Ekim ayında İstanbul’da Galata Kulesine bakarak içimden hiç beklenmedik bir anda Atilla İlhan’ın ”Emperyal Oteli” şiiri dudaklarımı oynatmadan duygularım kendiliğinden okudu o anın geçmesini hiç istemedim, işte şiir böyledir, sizi alır ve götürür, siz farkında olmadan….

Şiir ile kalın hep…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.