Okul

Sizlere bir anımı anlatmak istiyorum. Tamamen gerçek bir hikâye bu. 1997- 1998 Eğitim öğretim yılı, birinci sınıfa gidiyorum. Okulumuz, Balıkesir’in dağ köylerinin bir tanesinde birleştirilmiş eğitim veren, bir öğretmeni, iki sınıfı olan ve taş çatlasın yirmi köy çocuğunun eğitim aldığı küçük bir köy okulu. Birinci sınıftayım ve hayatımın ilk 23 Nisan’ı yaklaşıyordu. Öğretmenimiz bir program düzenlemiş, herkese 23 Nisan günü okuması için şiir ve yazılar vermişti. Bana da bir şiir vermiş, sabah akşam demeden şiiri ezberlemiştim. Şiiri nedense hatırlayamıyorum ama bu olayı hiç unutamadım. Öğretmenimiz bize verdiği şiir ve yazıları sürekli ezberleyip ezberlemediğimizi kontrol ediyordu. Ancak bütün bu olaylar sınıf içinde oluyordu ve bir prova değildi. 23 Nisan günü gelmiş ve yirmi, yirmi beş kişilik geneli yaşlı olan bir köylü grubu programı izlemeye gelmişti. Bizlerde sıramızı olmuştuk. Öğretmenimiz şiirini ya da yazısını okuması için sırası gelenlerin isimlerini okuyarak çağırıyordu. Birinci sınıf olduğumuz, fazlada bir şey bilmediğimiz için ve büyüklere saygı gösterelim diye öğretmeniminiz hep sıranın en arkasında yer verirdi. O gün bende en arkada yerimi aldım. Herkes şiirini okumaya çıkıyor. Ancak bir sorun vardı. Nerede durarak şiiri okuyacaktım? Şiiri ezberledik ama nerede okuyacağız?  Arkadaşlarımın nerede okuduklarını da göremiyorum en arkada. Önümüzdekiler bizden uzun, ayak parmaklarımın üzerine çıkarak ve başımı yukarı kaldırarak olup biteni görmeye çalışıyorum. Tabi hiçbir şey göremiyorum. O kadar ciddiyim ki sıradan birazcık kafamı sağa sola oynatıp da bakamıyorum. Bunun sebebi, birinci sınıf psikolojisi mi? öğretmen kızar da başımıza iş açarız psikolojisi mi? bilmiyorum. Sonunda sıra bana geldi. Okulun önünde bir Atatürk büstü var. Okul duvarı ile Atatürk büstü arasında kaldırım olduğu için bir metrelik mesafe var. Öğretmenimiz ismimi okudu ve sahneye çıkmak üzereyim ama nerede okuyacağım şiiri. Heyecanlı heyecanlı gidip Atatürk büstünün arkasına geçip, şiiri okumaya başladım.

Öğretmenim hayretle bana bakıyordu. Köylüler ve arkadaşlarım kendinden geçmiş vaziyette bana gülüyorlardı. O anda kızarmış bozarmış ama şiirimi okumayı bırakmamıştım. Öğretmenimiz İsmail oğlum” Ne yapıyorsun? ” dedi ve beni alıp Atatürk büstünün önüne geçirdi. Şiirimi Atatürk büstünün önünde tekrar okudum. Herkes hala gülüyordu. Sanırım öğretmenimiz böyle bir şey olacağını kestirememişti. (Eminim ki 23 Nisan 1998 yılından sonraki bütün 23 Nisan programları öncesi prova yapmıştır.) Öğretmenimiz program bittikten sonra beni yanına çağırdı ve aramızda şu konuşmalar geçti.

-Neden büstün arkasına geçip okudun?

-Öğretmenim siz bize nerede duracağımızı göstermediniz ki.

-Oğlum, arkadaşlarını görmedin mi?

-Öğretmenim boyum abilerimden kısaydı ve sırayı bozarım diye kılığımı kıpırdatamadım. Nerede duracağım bilemediğim için o an düşündüm. Büyüklerimize saygı gösterelim diye bizi sıranın arkasına koyuyordunuz. Atatürk bizim büyüğümüz değil mi? , Atatürk’ün önünde şiir okunmaz diyerek Atatürk büstünün arkasına geçtim. Öğretmenim hem niye bu kadar güldüler ki.

-Öğretmenim yok bir şey aslanım. dedi.

Tabi benim bu konuşmalarımın hepsi köylü şivesiyleydi. O sene okuma yazmayı bile tam ilerletememiş olmama rağmen karnemin hepsi beşti. Yıl 2020 altı yıldır görev yapan bir öğretmenim ve karnemin, birinci sınıfta neden hepsinin beş olduğunu ve öğretmenimi şimdi daha iyi anlıyorum. Bu hikâyeye başta da dediğim gibi tamamen gerçektir. 23 Nisan gelirken şu zor günlerde büyüklerimizle alay eden bir kesimin oluşu bizleri derinden üzmektedir. Sevgili çocuklarımız, Gazi Mustafa Kemal’in bütün dünya çocuklarına armağan ettiği bu gününüzü saygı ve sevgilerimi ileterek kutluyorum. Sevgili çocuklar, bu sene 23 Nisan’ı evlerimizde geçiriyoruz. Bu zor günlerde her daim yanınızda olan büyüklerinize saygı sevginizi her daim devam ettireceğinizi biliyorum. Buna bütün kalbimle inanıyorum. Bu zor günleri hep birlikte anlatacağız. 23 Nisan’ı tekrardan hep birlikte okul bahçelerinde, arkadaşlarınızla, öğretmenlerinizle ve ailelerinizle coşkuyla kutlayacağız. Bu süreçte evde kalmanız hayati öneme sahiptir. Önce sağlıklı kalmalıyız. Coşkuyla kutlayacağımız 23 Nisanları ve güzel günleri bekleyelim.  Tekrardan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınızı kutluyorum.

Öğretmen İsmail GÜLTEKİN

Paylaşmak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.