Şaşırmanın Felsefesi

Aristoteles’in metafizik adlı eserinin giriş cümlesinde şu yazar:

“ilim, hayretle başlar.”

Yani bilme dürtüsü önce şaşırmaktan doğar. Hayret etme, taaccüp etme de kullanılabilir. Taaccüp Arapça kelime olup ‘acayibime gitti’ de deriz. Gitti gitmesine de sonra ne oldu?

‘işim gücüm var kardeş benim, şaşırmak karın doyurmuyor.’ Dedin ve gittin. Yani oyalanmadım, üstünde durmadım ve dahası düşünmedin, oralı olmadın. Olmadığın için de bilemedin eşyanın hakikatini,açılan kapıdan mahrum kaldın. Belki daha az insandan duyarız. ‘sonrası karanlık daldım gittim.’

Nereden geldik bu konuya? Şaşırmadığımızdan, şaşakalmadığımızdan, hayret edip hayran olamayışımızdan geldik.

Öyle alelade hayatlar yaşıyoruz ki ortalama 70 yıllık ömrümüzde kaç defa gerçek anlamda şaşakaldık. ‘hayran kaldım’ dedik. ‘ öylece kalakaldık’

Etrafımızdaki mucizelerin hangi birine hayranlık duyduk?

Şuan bu yazıyı okuyabilmemiz, anlayabilmemiz ve aynı zamanda hayal âlemine gitmemiz dahi mucize iken bunların hangisi üzerinde dikkatimizi yoğunlaştırıp ‘şaşakalıyoruz’ ve ‘ neden?’ diye soramıyoruz.

Oğuz Atay’ın dediği gibi;

‘ cevapların çok ama soruların yok’

Tarihi yerleri, tabii güzellikleri, sanat eserlerini gezerken dikkat edin. Çoğumuz öylesine geziyor iki fotoğraf çekip çıkıyoruz. Medeniyeti solumuyor, parmak izine elimizi değdirmiyor, toprağı koklamıyor, olduğumuz yerde biraz durup geçmişi, şimdiyi düşünüp şaşırmıyoruz.

Bizler alelade hayat süren insanlarız. Şaşırmaktan yoksunuz, hayran olamıyoruz ve de hayret edemiyoruz. Vaktimiz mi kısıtlı ruhumuz mu dar, acele mi yaşıyoruz bilemiyorum fakat şöyle bir durup, nefes alıp yavaş yaşamaya ihtiyacımız var.

Tadını ala ala yemeye, gökyüzüne bakıp göğe hayran olmaya, ağaçların duruşuna toprağın kokusuna ve cömertliğine şöyle bir bakıp şaşırmaya, şaşakalmaya, kalakalmaya, hayret etmeye ve hayran olmaya biz aceleci ruhların ihtiyacı var.

Yapamıyor muyuz?

Çocukları taklit edelim. Saflığını, alıklığını, yavaşlığını, her şeye şaşırmışlığını ve araştırma içgüdüsünü taklit edelim.

Sanki yeni gelmişiz bu diyara ve sanki her şey mucize gibi yaşayalım. Şaşıralım. Bol bol şaşakalalım. Kalakalalım.

‘hayran oldum ey Yar!’ diyelim.

Paylaşmak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.